'Siirt'teki olay rant adına yapılan bir katliamdır'
İBRAHİM AÇIKYER - BATMAN26.08.2014 08:09:48
Yıllardır çevre, tarih ve kültür varlıklarının korunmasına dair mücadele eden Batman Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Recep Kavuş, Kürdistan'da doğa, insan ve kültürel değerlerin rant için fütursuzca kurban edildiğine dikkat çekerek, Siirt'te yaşanan olayın da bunun bir parçası olduğuna dikkat çekti: "Bu olay tesadüf olamaz. O nedenle bu HES’leri, barajları tabiata ve tüm canlılara karşı yapılmış zararlı birer proje olarak görüyoruz. İnsan, doğa ve kültürümüz için ilk gün olduğu gibi şimdi de Kürdistan’da HES’lere ve barajlara karşı olmaya devam edeceğiz" dedi.
İki gün önce Siirt’in Tillo ilçesindeki Alkumru Barajı’nda yaşanan olay, Kürdistan’daki HES ve baraj projelerini bir kez daha gündeme getirdi. Ne doğa ne insan yaşamını umursamayan bu projeler, sadece rant adına ölüm ve tahribattan başka bir anlam ifade etmiyor. Kürdistan’daki doğa, tarihi ve kültürel varlıklara karşı yapılan katliamlara karşı uzun yıllardır mücadele yürüten Batman Çevre Gönüllüleri Derneği Başkanı Recep Kavuş, Kürdistan’daki HES’ler ve barajlar ile Siirt’te yaşanan felaketi ANF’ye değerlendirdi.
Kavuş, HES ve baraj projelerinin bırakalım insanı, doğayı, tabiatı ve tüm canlıları esas almayan bir anlayışla yapıldığının altını çizerek, “Daha çok ranta, çıkara dönük, tümüyle güvenlik amaçlı yapılmış barajlardır. Dünyanın hiçbir bölgesinde, yerinde hele hele HES’lerin doğaya verdiği zararlar biliniyorken bu denli bir furya yok. Neredeyse en küçük akarsulara, derelere kadar bentler, setler çekiliyor. Yapımını cazipleştiriyorlar. Enerji ve özelleştirme yasalarıyla cazip hale getiriyorlar. Bunu yapanlar neredeyse tabiri caizse doğayı katlederek para basıyor” diye konuştu.
‘DOĞAYA VERİLEN HER TÜRLÜ ZARARIN KARŞISINDAYIZ’
Devletin de üretilecek enerjiyi alma garantisi verdiğini dile getiren Kavuş, “Bu şirketler de HES ve barajlarla doğamızı, tarihimizi katlediyorlar. Yıllardır bunun olumsuzluklarını gündemleştiriyoruz. Ancak şöyle bir handikabımız var. Devlet özellikle Kürdistan’da belli bir amaç dahilinde yaptığı için karşı çıkanları da amacına karşı çıkmış olarak görüyor. Bu karşı çıkış insani, çevreci, tamamıyla doğa endeksli. Hassasiyetlerimiz daha çok ekolojinin, doğanın katledilmesinden, canlılara zarar vermesindendir. Sadece devletin öngördüğü yaklaşıma karşı çıkmak ya da taraf olmak değildir. Kim zarar verirse versin biz ona karşıyız” dedi.
‘YAŞANANLAR SAVAŞ PLANIDIR’
“Biz savaşa da karşıyız. Bunlar daha çok savaşın planıdır” diyen Kavuş, şunları dile getirdi: “Savaşın bir tarafının başvurduğu bir yöntemdir. Bu savaş olmasaydı bu doğa ve insan katliamları da olmazdı. Silahlar, ekolojik dengeyi bozuyor derken silaha tümden karşıyız. Çevreci olarak bu perspektifle bakıyoruz. Suyun akışıyla, doğal akışıyla oynayanlara karşıyız. Suların dengesiyle, akışıyla oynamayın. Vadilerin doğallığıyla oynamayın. Bu denli doğayı hiçe sayarsanız kendi yok oluşunuzu hazırlarsınız. Sadece bu barajların kapakları açılınca değil adım adım insanları öldürüyor. Küresel ısınmalara, depremlere, iklim değişikliklerine neden oluyor. Bir yığın neden var. Canlı türleri var onlarca o vadilerde. Hepsi göç ediyor, türleri yok oluyor. Onlarca bitki var, keşfedilmemiş bitkiler sular altında kalıyor.”
TESADÜF OLAMAZ
Siirt’te yaşanan olayın üzücü olduğunu belirten Kavuş, “Elbette onlarca insanımızın o vadide sıklıkla gittiği dönemde, özellikle Pazar günü su kapaklarının açılması tesadüf olamaz. Böyle bir zihniyet olamaz. Derelerle oynadılar. Genelde oraya giden insanlar tatile gidemeyen orta sınıf insanlardır. Çoluk çocuğunu alıp su kenarında tatil özlemini gerçekleştiriyor bir anlamda. Denize erişemediği için dere kenarlarında o özlemini gideriyor. O nedenle bu HES’lerin, barajların tabiata ve tüm canlılara karşı yapılmış zararlı bir proje olarak görüyoruz" ifadelerinde bulundu.
DOĞA, TARİHİ VE KÜLTÜREL DEĞERLER DE MÜZAKERE KONULARIDIR
Kavuş, ilk gün olduğu gibi şimdi de Kürdistan’da HES’lere ve barajlara karşı olduklarını vurgulayarak, bir müzakere olacaksa, doğanın da tarihi ve kültürel değerlerin de müzakere konuları arasında yer alması gerektiğine dikkat çekti.
“Biz 30 yıllık savaşta çevrenin çok tahrip edildiğini, bir bakıma hırpalandığını, yok edildiği, kirletildiğini biliyoruz. Bu savaşın telafisinin de herkesin var gücüyle çabalaması gerektiğine inanıyoruz” diyen Kavuş, bu noktada barajlarda ısrar etmenin, ormanlarda yangın çıkarmanın barış sürecinin ruhuna aykırı olduğunun altını çizdi.
0 yorum:
Yorum Gönder