.

.
.

Petrol kenti Kerkük’teyiz…- Demhat Tolhildan

Petrol kenti Kerkük’teyiz…- Demhat Tolhildan

Temmuz ayında Musul’a giren IŞİD çeteleri aynı zamanda Güney Kürdistan’ın petrol kenti olan Kerkük’e de saldırdı. Bazı kasaba ve köyleri ele geçiren çeteler Kürtlerin direnişi ile karşılaştı. Kürtler bugün Maxmur-Kerkük Direniş Birlikleri olarak kendini örgütleyerek çetelere karşı direniş halinde.
Güney Kürdistan’da çok sıcak bir savaş yaşanıyor. Bu savaş bir taraftan Kürtlerin varoluş-yok oluş savaşı olurken diğer taraftan bölgenin geleceğini belirleyecek olan bir savaştır. Yaklaşık üç yıldır Rojava Kürdistanı’nda sonuç alamayan IŞİD çeteleri Güney Kürdistan’daki Kürt kazanımlarına saldırarak, Kürtlerin şahsında tüm bölgeyi geriletmeyi hedefliyorlar.
IŞİD çetelerinin Musul’a girişine kadar bölgenin en istikrarlı coğrafyası olan güney Kürdistan şimdi büyük bir savaş tehlikesi ile karşı karşıya. Başta Kerkük, Celawla, Tuzhurmato, Şengal, Maxmur olmak üzere birçok yerde çatışmalar yaşanıyor. Bazı yerlerde IŞİD çetelerine karşı gerillalar direnirken bazı yerlerde de peşmerge güçleri direniyor. Gelişen bu ortak direniş ulusal birliğin sağlanması için de önemli bir adım olarak ele alınıyor.
Evet, petrol kenti Kerkük’teyiz. Hewler, Diyala, Ninova (Musul buraya bağlı), Süleymaniye, Selahattin ve Tikrit şehirlerine sınır olan ve Irak petrolünün yarıdan fazlasına sahip Kerkük tüm egemen güçlerin iştahını kabartıyor. 2003 yılındaki Amerika müdahalesi de geliştiğinde tüm gözler Kerkük üzerineydi. Kerkük o zamanki önemini taze bir şekilde korumaya devam ediyor.
Her an patlamanın olabileceği bir kent haline gelen Kerkük, Güney Kürdistan’ın bir kozmopolit kentidir. Kürtlerin çoğunlukta olduğu kentte Araplar, Türkmenler, Keldaniler, Süryaniler de yaşıyor. Yüzyıllardır birlikte yaşayan bu halkların hepsi de bir birinin dilini konuşabiliyor. Bir Kerküklü hem Arapça, hem Kürtçe hem de Türkmence biliyor. Tüm halklar bir birinin komşusu, hatta birçoğunun akrabalık ilişkileri bile gelişmiş. Burada halkların bir birlerine karşı hiçbir zaman husumeti olmamış.
Tabii, durum iktidar odaklarının elinde olunca her şey değişiyor. Kürtlerin yoğunlukta yaşadığı ve esasında da bir Kürt kenti olan şehir Baas rejimi ile daha farklı bir demografik hal almış. Özellikle Kerkük’ün güneyindeki birçok köyde Kürtler çıkarılarak Araplar yerleştirilmiş. Bugün de IŞİD çetelerinin yerleştiği yerler buralar olmaktadır.
Abbasi, Rêyas, Süleyman Beg, IŞİD çetelerinin elinde olan ve Kerkük’e bağlı olan kasabalardır. Bu kasabalar ve bunlara bağlı köylerin hepsi de Kürtlerin yerleşim yerleridir. Ama Baas rejimi 60-70’li yıllarda buralardaki Kürtleri çıkararak Arap toplulukları yerleştirmiş. Buralardaki Araplara Beduu (Arabên ne asıl) deniyor, yani yabancı Araplar olarak isimlendiriliyor. Baas rejimi buradaki Arapları Ürdün, Katar, Arabistan gibi Arap ülkelerinden getirmiş. Bugün IŞİD çeteleri bu Araplar sayesinde buralara yerleşmiş durumda. Çeteler bu kasabaların hepsinin Tikrit’e bağlı olduğunu ve Arapların yeri olduğunu iddia ediyor.
Aslında Arapların birçoğu korkularında çeteleri kabul etmek zorunda kalıyorlar. Çeteler sadece diğer topluluklar üzerinde değil aynı zamanda Arap toplumu üzerinde de bir korku psikolojisi oluşturmuş. Yerelde konuştuğumuz birçok insan çetelerin yerleştikleri yerlerde Arap kadınlarına da el attıklarını hatta canları istediği evli kadınları bile alıp götürebildiklerini söylüyor.
Çetelerin elindeki kasabaların çoğunda Kürtler ve Türkmenler de yaşıyormuş. Ama çetelerin gelişi ile birlikte yerlerini terk etmek zorunda kalmışlar. Türkmenlerin çoğunluğu Şii’dir, kendilerini Kürtlere daha yakın görüyor. Çok zayıf olan Türkmenler Kerkük merkezde Kürtlerin kontrol ettiği bölgelerde kalıyor.
Kerkük merkezindeki Araplara ise “Arabên asıl” diyorlar. Buradaki Araplar yüz yıllardır Kerkük’teki diğer halklar ile birlikte yaşıyorlar. Kendilerini şehrin kültürel zenginliğinin dışında görmüyor. IŞİD’in kendi adlarına hareket etmelerinden rahatsız oluyorlar.
IŞİD çetelerinin kontrol altına aldıkları tüm bu yerlerin ortasında Emirli kasabası var. Emirli’de Şii Türkmenler yaşıyor. Binlerce insanın yaşadığı kasabaya giden tüm yollar çetelerin kontrolünde olduğu için dışarıyla bağlantıları yok. Emirlinin savunmasını Irak ordusu yapıyor. Halkın ihtiyacı haftada bir defa Irak ordusu tarafından helikopterlerle sağlanıyor.
Bugüne kadar çatışmaların en fazla yaşandığı yerler Celavla ve Saadiye kasabalarıdır. Her iki kasaba da Xaneqin’e bağlıdır. Kakailer denilen buradaki Kürtlerin çoğunluğu Kelhordur. Her iki kasabada hem çeteler hem de Kürt güçleri var. Ve bir haftadan bu yana çatışmalar yoğun bir şekilde devam ediyor. Her iki tarafın kayıplarına ilişkin birçok söylenti var ama net kayıplar tam olarak bilinmiyor.
Çeteler buralara gelir gelmez sivil Kürtleri hedef alan katliamlar gerçekleştirdi. Şengal’deki Ezidiler gibi Kelhor Kürtlerini hedef alan saldırılar tesadüf olarak görülmüyor. Çok bilinçli yürütülen katliam saldırıları Kürdistan ve Ortadoğu’nun kültürel zenginliklerini hedef alıyor. Yine buraların gelişmiş olan dengelere karşı muhalif bir potansiyele sahip olması da ayrı bir soru olarak soruluyor.
Çetelerin Kerkük’e en yakın konumlandığı yer Kerkük’ün 40 km güneyindeki Dakok ilçesidir. Dakok’un kültürel yapısı Kerkük’ten farklı değil. Dakok’un merkezi Kerkük Savunma güçlerinin elinde. Çeteler Dakok’a bağlı Arap köylerinden kalıyorlar. Cedidê, Tevêhal, Seyitnam, Beşir, Vahde köyleri çetelerin yerleştiği köylerdir. Arada Küçük Zap denilen su geçiyor. Çetelerin hepsi suyun güney tarafında mevzilenmiş. Gerilla, peşmerge ve milislerden oluşan Kerkük Direniş Birlikleri de suyun kuzey tarafında mevzilenmişler.
Çatışmaların en fazla yaşandığı yerlerden birisi de Dakok’un 40 km gerisinde bulunan Tuzhurmato’dur. Süleyman Beg ile karşı karşıya olan Tuzhurmato’da Kürt güçleri kalıyor. Çeteler ise Süleyman Beg’de kalıyorlar. Her iki güç de karşılıklı mevzilenmiş durumda.
Kürt güçleri arasında askeri olarak başlayan birlik hem halkta hem de Kürt savaşçılarında büyük bir moral yaratmış. Peşmerge gücü gerillanın gelişini kendileri için çok hayati görüyorlar. Çünkü gerillanın tecrübesi bu savaşta belirleyici konumda. Hem kuzey Kürdistan’daki otuz yıllık savaş deneyimi hem de Rojava’da üç yıldır çetelere karşı verilen savaş tecrübesi gerillayı çok avantajlı kılıyor. Gerillanın bu deneyimi peşmerge gücünü daha aktif kılabiliyor. Peşmergelerin gidemediği yerlerde gerilla devreye girerek öldürücü darbeyi vurabilecek potansiyele sahip.
Gerillalar ile peşmergeler arasında sürekli sıcak diyalogların olduğu bir ilişki var. Bazı peşmergelerin gerilla saflarında ya kardeşleri ve ya da akrabaları. Tabii gerillaların için de Güney Kürdistanlı gerillalar da ve bazılarının da kardeşleri başka cepheler de savaş mevzilerinde savaşıyorlar. Kerkük cephesindeki bu anektot Kürt özgürlük savaşının farklı bir fotoğrafı olarak karşımıza çıkıyor. 
Paylaş: Google Plus

Yazar: Adsız

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder

Rojken ::: DİFHA

iletişim.: Email-Skype.: amedsozdar@hotmail.com

Sohbet Odası

Sohbet Odası
Sohbet Odası