.

.
.

Kürdistan'da Alman silahının kirli sicili!

Kürdistan'da Alman silahının kirli sicili!

Alman hükümeti bu hafta IŞİD'le mücadele etmesi için Güney Kürdistan'a hangi silahların gönderileceğine karar verecek. Kürdistan ise aslında Alman silahlarına hiç de yabancı değil. Halepçe'de kullanılan kimyasal gazların önemli kısmı Almanya yapımıydı, Kuzey Kürdistan'daki kirli savaşta da Türk ordusunun en önemli envanterini Alman silahları oluşturdu.
IŞİD'e bağlı çetelerin 2 Ağustos 2014'te Şengal'e saldırması ve katliamlara başlamasıyla Güney Kürdistan yönetimine silah desteğinin verilmesi dünya gündemine girdi. 15 Ağustos günü toplanan Avrupa Birliği dışişleri bakanları Kürtlere silah verilmesi konusunu desteklemiş, ancak her ülkeyi bu konuda özgür bırakmayı tercih etmişti. Başta Almanya olmak üzere Fransa, İngiltere, Çek Cumhuriyeti, İtalya ve Hollanda IŞİD'in saldırıları karşısında Güney Kürdistan'a silah göndermekten yana olduğunu açıkladı.
Alman başbakanı Angele Merkel dün akşam IŞİD'in saldırıları nedeniyle "soykırım" tehlikesi bulunduğunu belirterek Federe Kürdistan Yönetimi'ne silah yardımında bulunmayı ele aldıklarını resmen açıkladı. Çarşamba günü toplanacak Alman Bakanlar Kurulu ise bölgeye hangi silahların gönderileceğine karar verecek. Aralarında "panzer delici" olarak bilinen Milan raketleri, mayın tarayıcı ve telsizlerin de yer aldığı bu uzun listenin başında ise G3 ve G36 silahları var. Ancak bu silahlar hiç de mahsum değil...
DÜNYAYI SİLAHA BOĞAN FİRMA!
"Dünyada her 14 dakikada bir insan Heckler & Koch firmasının ürettiği silahlardan çıkan kurşunlarla hayatını kaybediyor.  Firmanın iş başı yaptığı 1949 yılından bu yana dünyada en az 1,5 milyon bu silahlarla öldürüldü. Çoğu zaman kimin avcı, kimin av olduğu önemsiz. Önemli olan ise ticaret..."
Alman gazeteci Jürgen Grässlin geçtiğimiz yıl yayınlanan "Silah ticaretinin kara kitabı: Almanya savaşlardan nasıl kazanıyor?" adlı kitabında Heckler & Koch firmasının ürettiği G3 ile G36 tipi silahların dünya çapında nasıl bir ölüm makinesine dönüştüğünü bu sözlerle anlatıyor. Somali ve Ruanda'daki soykırımlardan Latin Amerika'daki savaşlara dünya çapında en fazla kullanılan ölüm aygıtlarının başında gelen bu silahlar çoğu zaman karşı cephelerde çatışan güçlere de satılıyor.
2011 yılının Ekim ayında Stuttgart Başsavcılığı G-36 tipi piyade tüfeklerin Libya'daki iç savaşta isyancıların eline nasıl geçtiğini araştırmak için Heckler & Koch hakkında soruşturma başlattı. Libya'ya uygulanan ambargoyu deldiği düşünülen firmaya karşı başlatılan soruşturmanın dosyası zamanla rafa kaldırıldı.
Ancak Almanya'nın en büyük, dünyanın ise tüfek ve tabanca üreten beşinci büyük silah üreticisi Heckler & Koch bunu hep yapıyordu. 2008'deki Rusya-Gürcistan savaşında da G-36'lar her iki tarafın elindeydi. Aynı durum Suriye'de de ortaya çıkacaktı. G-3 ve G-36'lar Esat rejimine karşı çatışan muhaliflerin vazgeçilmez silahı oldu.
IŞİD’İN ELİNDE BULUNAN SİLAHLAR…
1980'lerde batının ambargosunu dikkat almayarak Doğu Almanya ve Yugoslavya'ya silah satan firmanın 1988 yılında CIA'nın yardımı ve sahte lisans belgelerle Nikaragua'ya silah sattığı ortaya çıktı. 1993'te ise İngiltere üzerinden Dubai'ye ile satış yaptığı için firmanın şefi yargılanırken, 2006'da Kafkasya'daki gerginliğin yükseldiği bir dönemde Alman hükümetinin onayı olmadan G-36 piyadeleri Gürcistan'a satıldı.
IŞİD çetelerinin elinde de olduğu görülen G3 ve serinin son üretimi olan G36 silahlarının üretimi için Almanya 15 ülkeye lisans hakkı vermiş durumda. Bu ülkeler arasında Türkiye, Suudi Arabistan, İran ve Pakistan da var. Yani silahların kimlere gideceği konusunda bu dört ülke de karar yetkisine sahip. Bu yüzden olacak ki yasaları hiç sayarak dünyayı silaha boğan ve ülkeleri denetlemeyen Heckler & Koch firması için insan hakları kuruluşları "rezil bir fabrika" diyor.
KÜRDİSTAN'DA BİLİNEN ALMAN SİLAHLARININ SUÇLARI!
HALEPÇE'DEKİ ALMAN TEKNOLOJİSİ:  16 Mart 1988 günü Güney Kürdistan'ın Halepçe kentine yağan kimyasal gazlar en az 5 bin Kürt sivilin hayatına mal oldu. Yakın Kürdistan tarihinde kapanmayacak bir yara açan o gazları dönemin Saddam Hüseyin rejimi Samarra kentindeki fabrikada üretti. Hamburglu 'Water Engineering Trading' firması Samarra'ya 'civatalama' tekniğini gönderdi. Bayernli otomotiv parçası üreten W.E.T. firması ise 7 Milyon Mark değerinde bombaların kılıfını ve ateşleme sistemini sattı. Saddam rejimi, gazları elde etmek için ise Hessen'deki Karl Kolb firmasından kimyasal madde ve laboratuar malzemesi satın aldı.
Yıllar sonra uluslararası bağımsız kuruluşlar, Halepçe'ye atılan bombaların üretiminde Alman firmalarının en az yüzde 52 oranında payı olduğunu rapor etti. Çünkü 1982-1986 yılları arasında Saddam, Almanya ile 625 milyon dolar değerinde silah ticareti yapmıştı. 1990'da Almanya'nın Halepçe'deki suç ortaklığı gündeme geldi. Dönemin Kohl hükümeti silah tüccarlarına arka çıkarken Ağustos 1990'da Alman savcıları hareke geçebildi ve Karl Kolbe ve W.E.T. firmalarından 7 yönetici hakkında tutuklama kararı çıkarttı. Fakat firmaların Saddam'a malzeme sattığı ispatlanamadı, çünkü satış yasal olmayan yollarla yapılmıştı.
DOĞU ALMANYA'DAN KALAN DEPOLAR...: 1990’da iki Almanya’nın birleştiği yıl, Kürdistan'daki kirli savaşın dozajının da doruğa çıktığı yıl oldu. Soğuk savaş nedeniyle tıka basa dolu olan Almanya'nın hem doğusu ve hem batısındaki silah depoları Türk ordusunun hizmetine sokuldu. Doğu Almanya rejiminden kalan Sovyet yapımı 256 bin adet kalaşnikof, 5 bin adet makineli tüfek, 100 bin adet bazuka, 445 milyon adet mermi Türkiye'ye hibe edildi. Almanya'nın verdiği kalaşnikofların çoğu ise köy korucularına dağıtıldı.
Ayrıca 1985-1991 yılları arasında Türkiye'nin savunmada harcaması için 4 milyon Mark para hediye etti. 1990 yılında ise soğuk savaş sonrası Türkiye’ye biçilen “Yeni Ortadoğu jandarma” görevi çerçevesinde, Avrupa’nın güvenlik anlaşmalarını gerekçe gösteren Almanya Türkiye’ye 100 Leopord tankını, 187 M-113 panzeri, 45 Phantom uçağı ve 131 adet ağır silahı hibe etti. Türkiye’ye ile yapılan silah anlaşmalara yolsuzluklar da karışıyordu. Dönemin Savunma Bakanı Gerhard Stoltenberg’in 15 Leopard panzeri Türkiye’ye yasadışı yollarla sattığı ve kişisel kar ettiği ortaya çıktı. Skandalın patlak vermesiyle Stoltenberg 31 Mart 1992’de istifa etti.
BTR-60'LARLA SİVİLLER SÜRÜKLENDİ: 16 Ekim 1992 günü Özgür Gündem gazetesi “İnsanlık sürükleniyor” manşetiyle çıktı. Gazetenin o gün yayınladığı fotoğraflarda çatışmada öldüğü iddia edilen bir sivilin Alman yapımı BTR-60 adlı askeri araca bağlanarak sürüklendiğini gösteriyordu. Olay ise 6 Eylül 1992 günü Cizre ilçesi Şeyh Değirmenci Köyü'nde yaşanmıştı. Fotoğraflar ve araçların seri numaraları Almanya’yı işaret ediyordu. 14 yıl sonra 11 Temmuz 2006 günü bu kez Ülkede Özgür Gündem gazetesi Beşiri'de katledilen 7 gerillanın yine aynı araçlarla bağlanarak sürüklendiğinin fotoğraflarını yayınlandı.
Almanya, o insanlık dışı olaydan iki yıl önce 1990'da NATO’nun anlaşmaları çerçevesinde Türkiye’ye 300 adet BTR-60 tipi askeri aracı satmıştı. Ancak hem Türkiye, hem de Almanya NATO’nun anlaşmasını ihlal etmişti. NATO her iki ülkeye bu askeri araçların “dış güçlere karşı” ülke savunmasında kullanılması şartıyla verilmesini öngörmüştü.
TÜRKİYE'YE SİLAH AMBARGOSU 24 GÜN SÜRDÜ: 1990'larda Türkiye'ye satılan silahların Kürdistan'da sivillere karşı kullanıldığı artık bir sır değildi. Yaygın Alman medyası ve kamuoyunun dönemin Kohl hükümetine baskıyı artırınca 8 Nisan 1994’ten itibaren geçerli olmak üzere Almanya ile Türkiye arasındaki silah ticareti durduruldu. Fakat Türkiye'ye silah satışı 24 sonra yeniden başladı. 4 Mayıs 1994 günü Türkiye'ye verilen silahların sivil halka karşı kullanıldığına dair iddiaların ispatlanmadığını öne süren dönemin Dışişleri Bakanı Klaus Kinkel Ankara ile "silah dostluğunun" yeniden başladığını duyurdu.
GERİLLAYA KARŞI KULLANILAN KİMYASAL GAZLAR: Uluslararası yasalara göre yasak olmasına rağmen son 30 yıllık savaşta birçok kez Alman yapımı gazların Türk ordusu tarafından PKK gerillalarına karşı kullandığı belgelendi. Bu suçların en bariz örneği 11 Mayıs 1999 günü Şırnak'ın Ballıkaya bölgesindeki bir mağarada 20 PKK gerillasının katledilmesi sonrasında ortaya çıktı. Çatışma sonrası Türk ordusu tarafından çekilen görüntüler 2011 yılında Roj Tv ile ANF'de yayınlandı.
Görüntülerde bir asker şöyle diyordu: "Askerlerimiz şu anda zehirlenme tehlikesiyle karşı karşıyalar. Ama yine de canavarca, kahramanca giriyorlar... Bir gün ara vermenize rağmen gaz hala etkisini sürdürüyor."  Görüntülerde ise Türk askerleri operasyonun başındaki komutana (daha sonra Genelkurmay Başkanı olacaktı) Necdet Özel'e tekmil veriyordu.
Ballıkaya bölgesinde toplanan bazı bomba artıkları Alman televizyon muhabirinin aracılığıyla Almanya'ya getirilerek incelendi. Münih Üniversitesi'nin Adli Tıp'ında yapılan incelemede Ballıkaya'da bulunan o parçalarda yasaklı CS gazının izleri bulundu. Alman devlet televizyon kanalı ZDF'de 27 Ekim 1999 günü yayınlanan "Kennzeichen D" adlı programda "RP707" tipli bu gazın Alman şirketi "Buck & Depyfag" tarafından üretildiği ve hükümetin onayıyla 1995 yılından beri Türkiye’ye satıldığı belgeleriyle anlatıldı.
"KÜÇÜK ENES'İ ALMANYA ÖLDÜRDÜ": Almanya'nın silah ticaretini inceleyen "Süddeutsche Zeitung gazetesi", Merkel hükümetinin başta Türkiye olmak üzere birçok ülkeye silah satarak yasaları çiğnediğini duyurdu. 30 Haziran 2012 günkü sayısında Almanya'nın silah suçlarını mercek altına alan gazete 2006'da Diyarbakır'da 7 yaşındaki Enes Ata'nın Alman Heckler & Koch firmasının ürettiği G3 silahıyla öldürüldüğünü yazdı. Gazete baba Selamettin Ata'nın şu sözlerini manşete taşıdı: "Oğlumu sizin silahlarınız öldürdü."
SİLAH ÜRETİCİLERİ HEP TÜRKİYE GEZİLERİNDE: Son yıllarda Kürdistan'daki çatışmaların yeniden artmasıyla Almanya Türkiye'ye yine en çok silah satan ülkelerin başında yer aldı. Özellikle 2006, 2007 ve 2008 yıllarında Türkiye ile 500 Milyon Euro tutarında silah ticaretinin yapılması dikkat çekti. 2010 ve 2011'de ise Türkiye Almanya'dan 10 "Leopard 2" tankı aldı. Ayrıca Türkiye gezilerinde silah üreticilerin de sıkça yer alması ayrıntılardan kaçmadı. Silah üreten firmalar "ThyssenKrupp Marine Systems", "Lürssen Werft", "Rheinmetall" ve "EADS" Dışişleri Bakanı Westerwelle ve başbakan Merkel'in Türkiye heyetlerinde yer aldı.
Paylaş: Google Plus

Yazar: Adsız

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder

Rojken ::: DİFHA

iletişim.: Email-Skype.: amedsozdar@hotmail.com

Sohbet Odası

Sohbet Odası
Sohbet Odası