.

.
.

Davutoğlu'nun Kürt sınavı

Davutoğlu'nun Kürt sınavı

ANKARA - DİHA
Güncellenme : 26.08.2014 13:15
Yapılacak olan AKP Genel Kurulunda önce AKP Başkanlığına daha sonra 62. hükümetin başbakanlığına getirilecek olan Ahmet Davutoğlu'nu bekleyen en önemli sorunlardan biri olan Kürt sorununa yönelik yaklaşımı "kaygılara" neden oluyor. Çözüm için, "dini unsurları öne çıkarın" diyen ve 2007 yıllında PKK'ye karşı dünya çapında başlatılan diplomatik atak ile 2009 yılında KCK operasyonlarının dayanağı olan "entegre stratejinin" mimarlarından olan Davutoğlu, Stratejik Derinlik kitabında Türkiye siyasetinin düşmanlaştırdığı Yunanistan ve Ermenistan'ın "PKK ile aynı cephede yer aldığı" yönündeki belirlemesi ise AKP'nin çizdiği "düşman cephesini" belirlemek açısından son derece önemli.

AKP Genel Başkanlığına Cumhurbaşkanı seçilen Başbakan Erdoğan tarafından aday gösterilen Ahmet Davutoğlu, yarın yapılacak olan AKP Genel Kurulunda AKP Genel Başkanı seçilecek. Erdoğan'ın 28 Ağustos'ta Çankaya'da yapılacak olan devir teslim töreninden sonra 62. hükümeti kurmakla görevlendireceği Ahmet Davutoğlu'nun başbakanlık sürecinde nasıl bir politika izleyeceği merak konusu. Aslında AKP'nin iktidara geldiği günden beri AKP dış politikasının bir belirleyeni olarak görev yapan ve bütün kritik dış politika hamlelerinde izi bulunan Davutoğlu'nun gelinen aşamada izlediği dış politika açısından Türkiye'yi "bölgenin kaybedeni" konumuna getirdi. Savunduğu, "yeni Osmanlıcılık" tezleriyle ön plana çıkan ve AKP politikasıyla da bu anlamda uyuşan Davutoğlu, "Bölgenin son jeopolitik, jeokültürel ve jeoekonomik bütünlüğünün tarihi mirasçısı" olarak tanımladığı Türkiye'yi bölgenin temel dinamiği haline getirmeyi amaçlıyordu. Başbakan Erdoğan'ın Davos'taki "One Minut" çıkışının arkasın da da, Türkiye'nin ateşli Esad karşıtlığı yapmasının gerisinde de o vardı. Ancak, gelişmeler Türkiye'yi bölge dinamiği yapmadığı gibi bölgede daha az etkili hale gelen ve sözü dinlenmeyen, İsrail-Filistin meselesinde bile arabuluculuğu Mısır'a kaybettiren bir duruma düştü. Davutoğlu politikasının 3 ay ömür biçtiği Esad, Suriye'de süren 3 yıllık savaşa rağmen halen varlığını sürdürürken, Türkiye'nin Esad ve Kürt karşıtlığı üzerinden hesapsız bir şekilde desteklediği IŞİD gibi gruplar Türkiye'yi tehdit edecek boyutta bölgenin başına bela haline geldi.

Erdoğan'dan bağımsız davranmayacak

Ancak bütün bunlara rağmen Erdoğan'ın Davutoğlu AKP Genel Başkanı ve Başbakan adayı olarak belirlemesi, AKP'nin Türk dış politikasında yaşananları bir kayıp olarak değerlendirmediğini en azından Türkiye'nin dış politik hamlelerinin içeride AKP iktidarını kalıcılaştırmaya hizmet ettiğinin düşünüldüğünü gösteriyor. Yeni dönemde Erdoğan'dan çok da bağımsız bir politika izleyeceğine ihtimal verilmeyen Davutoğlu'nun yine de kimi gelişmelere rengini vermesi bekleniyor. Erdoğan'ın siyasi gücüne biat etmesine rağmen Davutoğlu'nun önünde Erdoğan'ın görev olarak koyduğu, "paralel yapı ile mücadele", "AKP'yi birarada tutma ve iktidarını sürdürme" gibi görevlerin yanısıra, Türkiye'nin ekonomisini yürütme ve Kürt sorunu ile çözüm süreci gibi önemli meseleler bulunuyor.

Davutoğlu'nun bu konularda nasıl bir politika izleyeceği yönündeki beklentiler için genelde geçmişte izlediği politikanın ayrıntıları ip ucu olarak kabul ediliyor. Bu anlamda özellikle Davutoğlu'nun önünde bulunan en temel sorun olan Kürt sorunu konusunda Erdoğan gibi gel-gitli bir çizgi izleyeceği görülüyor. Oluşturacağı yeni ekibiyle "çözüm sürecini" sürdüreceği düşünülen Davutoğlu'nun özellikle PKK çizgisini aynı oranda etkisizleştirme ve alternatifler yaratma çabasının bu dönemde süreceği belirtiliyor. PKK'ye karşı Kürdistan Federe Bölgesi yönetimiyle yakınlaşmayı esas alan Davutoğlu, aynı zamanda Kürdistan Bölgesiyle ilişkilerini de, "Türkiye'ye bağımlı kılma" perspektifiyle yürütüyor.

Davutoğluna göre, 'Kürtler Arap, Acem ve Türklere karşı kullanılan' asabi bir halk

AKP'nin İktidara gelmeye hazırlandığı 2001 yılında bölgeye ve Kürt sorununa bakışını analiz ettiği "Stratejik derinlik" kitabında Kürtleri "Ortadoğu'nun diğer üç önemli yerleşik unsuru olan Türk, Arap veAcem nüfusun etkinlik alanlarına yayılmış" bir unsur olarak değerlendiren Davutoğlu, "Bu sebepledir ki bu üç temel unsur ile ilişkili politika geliştiren her büyük güç Kürtleri şu ya da bu şekilde stratejik denklemin bir yerinde kullanmaya çalışmaktadır" değerlendirmesinde bulunuyor. Kürtleri aynı zamanda söz konusu oyun kurucu unsurların bu kullanma politikasının "mağduru olarak" nitelendiren Davutoğlu, Kürtleri tanımlarken, özellikle aşiret yapısından kaynaklı İbn-i Haldun'un "asabiyet teorisine" başvuruyor.

Kürt sorunun çözümünü bölgedeki meselelerin çözümüne bağlayan Davutoğlu, "bölgesel barışı temin etmeden iç barışı sağlamak da zordur" derken, yine de "Kürt meselesinin kalıcı, soğukkanlı ve kuşatıcı politika" ile çözülmesinin Türkiye'den beklenebileceğini savunuyor. "Çözüm için Türkiye'nin adım atmasını" isteyen Davutoğlu aynı zamanda çözüm arayışlarıyla birilikte KCK operasyonlarının da yapılmasını kapsayan "entegre politika"nın da mimarı olarak biliniyor. Davutoğlu, aynı zamanda AKP hükümetinin 2007 yılında ve sonrasında dünya çapında başlattığı ve "PKK'yi daraltma harekatı" olarak planlanan "diplomatik atağın" planyacısı olarak ön plana çıktı.

'Kürtler Yunanlılar ve Ermeniler aynı cephede'

Kürt sorununa yönelik ABD ve AB arasında fark bulunduğunu söz konusu kitabında belirten Davutoğluna göre, ABD'nin Kürt sorununu Irak problemi olarak gördüğünü buna karşın Avrupa'nın aynı meselesi Türkiye meselesi olarak görüyor. Davutoğlu, aynı kitapta PKK'yi Türkiye'nin düşmanlaştırdığı Yunan ve Ermenistan'la birlikte, "Bugün daha iyi durumda olan bölge halkının problemlerini istismar eden PKK'nın Yunanlılarla ve Ermenilerle birlikte bir cephe oluşturmuş olması, üzerinde hassasiyetle durulması gereken bir olgudur" değerlendirmeleriyle ele alması dikkat çekiyor.

'Çözüm için dini unsurları öne çıkarın'

Davutoğlu Kürt sorununa yönelik önerilerini de "Dolayısıyla, kültürel, ekonomik ve siyasi çözüm tekliflerinin dayanması gereken iki ana ilke olmalıdır: (i) Toplumun aidiyet hissini bir bütün olarak güçlendirmek ve bu aidiyet hissini pekiştirecek tarihi, dini, kültürel ve coğrafi unsurları desteklemek; (ii) siyasi meşruiyetin temeli olan eşit vatandaşlık bilincini hiçbir dış müdahaleye ihtiyaç hissettirmeksizin garanti altına almak" sözleriyle dile getiriyor.

PKK konusunda devlet ezberini yeniliyor

Davutoğlu, çözüm önerilerine rağmen devletin 40 yıldır sürdürdüğü, "PKK ve sivil halkı ayrıştırın" bakışını da, "Türkiye teröre ciddi bir darbe vurulduğu bu dönemde toplumsal aidiyet hissini sarsma riski taşıyan bir söylem yerine, terörist grup ile Kürt halkını ayrıştıracak ve masum bölge halkını yeni bir aidiyet hissi ile kucaklayacak kültürel, siyasi ve ekonomik politikalar geliştirmek zorundadır" sözleriyle dile getiriyor.
Paylaş: Google Plus

Yazar: Adsız

    Blogger Yorumları
    Facebook Yorumları

0 yorum:

Yorum Gönder

Rojken ::: DİFHA

iletişim.: Email-Skype.: amedsozdar@hotmail.com

Sohbet Odası

Sohbet Odası
Sohbet Odası