AKP eğitim alanında kendi ‘paralelini’ yaratıyor
İBRAHİM AÇIKYER - ANKARA25.08.2014 07:17:50
Yeni bir eğitim-öğretim yılı daha bir yığın sorunla, rant ve tasfiye operasyonlarıyla karşılanıyor. AKP’nin siyasi, ekonomik rant ve yandaş sendikaların önünü açmak adına okullarda iyi puanlara sahip idarecilerin Eğitim Sen üyesi oldukları için görevlerine son verilmesine dair “eğitim tarihindeki en büyük kadrolaşma” eleştirisinde bulunan Eğitim Sen Genel Sekreteri Sakine Esen Yılmaz, Eğitim Sen olarak hukuki süreci başlattıklarını ve davaların da takipçisi olacaklarını söyledi.
İktidara geldiği günden beri tüm alanlarda olduğu gibi eğitim alanında da “kadrolaşma” faaliyetleri yürüten AKP, aynı zamanda eğitimi ticari işletme alanına, şirkete dönüştürme gayreti içinde. “Milli Eğitim Bakanlığı’na Bağlı Eğitim Kurumları Yöneticilerinin Görevlendirilmesine İlişkin Yönetmelik” sonrasında Türkiye çapında başta Eğitim Sen üyesi okul müdürleri olmak üzere yandaş sendika üyesi olmayan okul müdürlerinin büyük bir bölümü görevden alındı.
Eğitim Sen Genel Sekreteri Sakine Esen Yılmaz, AKP hükümetinin göreve geldiği ilk günden itibaren kadrolaşmayı hedefleyen bir hükümet olduğunu belirterek, “Daha önce yani ilk hükümet olduklarında DSP'li olduğunu düşündükleri bin 41 yöneticiyi görevden almışlardı ve iktidarda oldukları tüm bu zaman zarfında kendilerine yakın olmayan herkesi değişik biçimlerde tasfiye ettiler. Bu defa yaptıkları da yine bir tasfiye hareketi. AKP'nin en yetkili ağızları ‘paralel yapıdan’ söz ediyor. Daha önce birlikte iş yaptığı kesimleri şimdi yaşanan siyasi çatışmaya bağlı olarak devre dışı bırakmak istiyor. Fakat görevden alınanlar sadece belli bir kesime yakın olanlar değil kendilerinden olmayan tüm yöneticiler dolayısıyla bu durum şu soruyu aklımıza getiriyor. Acaba hükümet kendi paralelini mi yaratmak istiyor. Bu sorunun yanıtını şimdiden vermek güç” dedi.
HUKUKİ SÜREÇ
Eğitim Sen üyeleri açısından zaten idareci arkadaşlarının çok iyi puanlarla her türlü engellemeye rağmen okullarda yönetici olduğunu kaydeden Yılmaz, şimdi bunların neredeyse tamamının görevine son verildiğini ifade etti. Görevlerine son verilen Eğitim Sen’liler için hukuki süreci başlattıklarını dile getiren Yılmaz, davaların da takipçisi olacaklarını ifade etti.
“Bu büyük bir tasfiye ve siyasi kadrolaşma hareketidir” diyen Yılmaz, şöyle konuştu: “Bunu daha iyi anlamak için AKP'nin nasıl bir toplum sorusuna verdiği yanıtlara bakmakta fayda var. AKP, serbest piyasa ekonomisine uygun hareket eden yani ucuz iş gücü olarak çalışan itaatkar ve dindar bir toplum yaratmak hedefine sahip, istediği düzenlemeleri hayata geçirebilecek kadrolara ihtiyacı var. Eğitim sisteminde attığı her adım buna hizmet ediyor.”
AKP’nin 4+4+4 ile birlikte zaten kötü olan eğitim sistemini daha da içinden çıkılmaz hale getirdiğini söyleyen Yılmaz, “Eğitim Sen olarak bu düzenlemenin hayata geçmemesi için ciddi bir direnişimiz oldu bu konudan dolayı hala da yargılanıyoruz. İşte cumhuriyet döneminin en kalabalık yargılamalarından biri sürüyor, 502 kişinin yargılandığı bu dava devam ediyor. Bizim temel itirazlarımız şunlardı; bu değişiklikler çocukların eğitim hakkına erişimini engelleyecek. Çocuklar ikinci dörtten sonra açık liselere devam edecekler. Bunun anlamı kız çocukları küçük yaşta evlenecek ve çocuk işçiliği artacak. Yani sistem buna zemin hazırlıyor, demiştik bu durum gerçek oldu. Erken yaşta evlilikler ve çocuk işçiliği artmış durumda. Diğer itirazımız AKP'nin eğitimi dinselleştirmesi ile ilgiliydi. Bu farklılıkları yok sayan, tek tip toplum yapısına bir itirazdı. Ne yazık ki bu da bugün adım adım gerçeğe dönüşüyor” diye konuştu.
40 BİN ÖĞRENCİ TERCİH ETMEDEN İMAM HATİP’LERE YERLEŞTİRİLDİ
“Nitekim liselere yerleştirme sonuçları açıklandı. 40 bin öğrenci tercih etmediği halde İmam Hatip Liselerine, 80 bin öğrenci meslek liselerine bakanlık tarafından kaydedildi” diyen Yılmaz, şunlara dikkat çekti: “Daha vahimi 20 bin öğrenci herhangi bir liseye kayıt olmadı. Öte yandan küçük yaşta okula başlamanın pedagojik sakıncaları bir yana bunun asimilasyona hizmet edeceğini söylemiştik. Zorunlu din dersleri yerine anadilinde eğitim olmalı demiştik ne yazık ki bu da gerçekleşmedi. Önümüzdeki dönem açısından karma eğitime yönelik müdahalelerin olabileceğini tahmin etmek zor değil. Bir de okulların hızla ticarileşmesi ile her şeyin paralı hale getirilmesi riski ile karşı karşıyayız. Bu durumda yoksul halk çocuklarını okutamayacaktır.”
SİYASİ VE EKONOMİK RANT
Yılmaz, AKP’nin halkın vergilerini özel okullara aktarma peşinde olduğunu ifade ederek, “250 bin öğrenciye 1 milyon liralık bir bütçe ayrılmış. Tek şart devlet okulundan özel okula geçmeleri, bunun gündelik siyasi çıkarlarla da ilişkisi var. Kimdir bu özel okul sahipleri diye bakıldığında tasfiye etmeye çalıştığı kesimlerle ilişkili olan çevreleri görüyoruz. Yani kapattığı dershane çevrelerini yanına alma gayreti.
Diğer taraftan Kürt halkının anadilinde eğitim talebi görmezden gelinerek onlara paranız varsa okulunuzu açın eğitiminizi yapın deniliyor. Kürtler bu ülkede vergi vermiyor mu? Kimi çevreler için ayırdığın kaynağı gerçek sahiplerine ulaştır” dedi.
‘ÖRGÜTLENME ÖZGÜRLÜĞÜ SAĞLANMALI’
Türkiye demokratikleşmedikçe eğitim emekçilerinin sorunlarına çözüm bulmanın da pek mümkün gözükmediğini dile getiren Yılmaz, “Örgütlenme özgürlüğü tam olarak sağlanmalı, aksi takdirde bizler baskı sürgün ve soruşturmalara maruz kalmaya devam edeceğiz. Çünkü en küçük hak arama gayretimiz baskı ile karşılanıyor. Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefetten binlerce üyemize dava açılmış durumda Bunun yanında idari soruşturmalarla itirazlarımız engellenmeye çalışılıyor” diye kaydetti.
BİR YIĞIN SORUNUN GÖLGESİNDE
Yılmaz, yeni eğitim öğretim yılının kangrenleşmiş sorunlarla açılacağına işaret ederek, eğitim emekçilerinin iş güvencelerinin ortadan kaldırılarak angarya çalışma dayatıldığını belirtti. Atama bekleyen binlerce eğitim emekçisi olduğunu, onların sorunlarının da çözüm beklediğini hatırlatan Yılmaz, “İşte Kürtçe öğretmenleri isyan ediyor. Sosyal Bilgiler öğretmenleri, teknik öğretmenler fen bilimleri ve felsefe mezunları isyan ediyor. Diğer yandan kalabalık sınıflar ders araç gereçlerindeki eksiklikler devam ediyor. Hükümetin yandaş sendika ile yaptığı toplu satış sözleşmesi nedeniyle enflasyon farkı da alamayacak olan eğitim emekçilerini ciddi maddi sorunlar bekliyor. Zaten kredi kartları ile bankalara bağımlı hale getirilen emekçiler daha da bağımlı konuma düşürülme tehlikesi ile karşı karşıya” ifadelerinde bulundu.
‘HALKLA BİRLİKTE MÜCADELE EDECEĞİZ’
“Bizler iki yönlü olarak mücadelemizi yükseltmeye devam edeceğiz” diyen Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı: “Bir taraftan ülkenin demokratikleşmesi konusunda taraf olduğumuzu ve bunun mücadelesini yürüteceğimizi diğer yandan da emekçilerin özlük hakları için yolumuza devam edeceğimizi belirtmek istiyorum. Sokaklarda ve iş yerlerinde olacağız. Halkımız açken bizler hiçbir şey yokmuş gibi sadece maaşımızı yükseltin diyemeyiz. O yüzden de yürüttüğümüz mücadeleyi halkla birlikte yürütmek istiyoruz. Grev hakkımızı kullanmaktan çekinmeyeceğiz. Örgütleneceğiz, en geniş emekçi kesimlerle buluşarak yol alacağız.”
0 yorum:
Yorum Gönder